Ankara Ulus'ta,Hacı Bayram-ı Veli Hz.lerinin türbesinin yanında bir bağış merkezi var,oradaki görevli gayet yakından tanıdığım birisi.Bir gün ziyaretine gittiğimde bana şu olayı anlattı;bağış merkezine bir kadın gelmiş,yardımda bulunmuş,bizimki makbuz için adres isteyince kadın demiş ki 'Ben aşağıdan geliyorum',anlayamış bizim ki;'nasıl yani?' demiş.Kadın 'aşağıdaki evlerden geliyorum hocam' demiş.Kadının bahsettiği 'aşağıdaki evler',türbeye çok yakın olan meşhur Bentderesi,Ankara'da genelevlerin bulunduğu yer.Duygulandım sevgili okuyucu.Siz de görüyorsunuz,hayat kadını dahi olsa,bu örneği veriyorum çünkü onlar halkın gözünde en düşük insanlardır muhtemelen,buraya döneceğim,insanın içindeki cevher kolay kolay sönmüyor.Yaptığı işin iğrenç olduğunu bilmiyor mu?Biliyor,ama mecbur,en azından kendisini öyle hissediyor,ona rağmen Allah'ın rahmetinden umudunu kesmemiş zavallım.Kim bilir hayatın hangi acımasızlığı onu bu 'işe' zorlamıştır.Döndüm şimdi,hayır 'önceden öyleydi,bu olayı dinledikten sonra hayat kadınlarına saygı duymaya başladım' değil,önceden önceye merak ederim bu insanların nasıl bir hayat sürdürdüklerini,ve acırım da onlara.Hep bir gün gidip bir hayat kadını ile sohbet etmek istemişimdir,ama olmadı bir türlü,olur mu bilmiyorum.Cidden merak ediyorum yaşamları hakkındaki düşüncelerini,anılarını,ne bileyim..

İki efsane karşı karşıya.Maç çok zevkli geçecek,umuyorum.Buyrunuz kadrolar;
Katalanlar(Rakip takım da Katalmayanlar diye bir espri yapacağımı zannediyorsanız yanılıyorsunuz sayın bayım)
RCD Espanyol: Ferran Corominas, Joan Verdú y Moisés Hurtado.
FC Barcelona: Víctor Valdés, Carles Puyol, Xavi Hernández, Gerard Piqué, Sergi Busquets y Bojan Krkic.
Deportivo de La Coruña: Sergio González y Albert Lopo.
Getafe: Jordi Codina.
Valencia: Bruno Saltor.
Sevilla: Fernando Navarro.
Racing de Santander: Oscar Serrano.
Real Betis: Sergio García.
Villarreal: Joan Capdevila.
Arsenal: Francesc Fàbregas.
Ajax: Oleguer Presas y Gabriel Garcia 'Gabri'.
Arjantin
Colón:Diego Pozo
Catania:Mariano Andújar
Espanyol:Nicolás Pareja
Bayern Munich:Martín Demichelis
Vélez:Nicolás Otamendi
Rubin Kazan:Cristian Ansaldi
Real Madrid:Fernando Gago,Gonzalo Higuaín
Atlético Madrid:Maxi Rodríguez,Sergio Agüero
Benfica:Angel Di María,Pablo Aimar
Liverpool:Javier Mascherano
Huracán:Mario Bolatti
Arsenal:Cristian Alvarez
Barcelona:Lionel Messi
Boca:Martín Palermo
Napoli:Jesús Dátolo,Ezequiel Lavezzi
Tabi sizin de bildiğiniz gibi Messi bu ödülü sonuna kadar hak etti.Ama benim asıl anlayamadığım neden bi Xavi veya Iniesta,tamam ödülü vermiyorsunuz anladık,ilk üçe girmiyor.Valla bence ilk üçte en azından Iniesta mutlaka olmalıydı.En az oyu o almış,ben takımına bu kadar katkı sağlayan oyuncu görmedim desem haksızlık etmiş olur muyum kimseye?Herneyse,Messi de her zaman olduğu gibi,yani bir CL finalinde olduğu mesela,bu yıl Ronaldo'dan çok daha iyi olduğunu tescilletti.700 civarında oy farkı var,afedersiniz,boru değil.Ronaldo da Puşkaş ödülünü aldı ama çakal.
Efendim ben tesbih çeken bir insancığım.Yani böyle 33'lük tesbihi elimden eksik etmem.Zikir olarak algılamayın,beni rahatlatıyor.Ama nedendir,atalarımızdan kalma bu geleneği,insanlar bana yakıştıramıyorlar.Aslında bir noktada onlara hak vermek lazım,eline aldığı plastik tesbihle sağa sola dayılık yapanlar 'delikanlılar',az önce de dediğim gibi,evvel zamandan beri bir sanat olan,bu sanattan nice insanların ekmeğini çıkardığı,içinden nice kıymetli eserlerin çıktığı bu sanatın güzide mahsulü olan tesbihi,esefle belirtiyorum,halkımızın 'kıroluk,serserilik' alameti olarak görmesine neden oldular.Çok mu derin gelecek bilmiyorum,bu bile kültürümüzden koptuğumuzu hatırlatıyor bana.
Veya şöyle pırıl pırıl bir akiği olsa?



Hani futbolda 3 ihtimal vardır;galibiyet,mağlubiyet bir de beraberlik.E peki bu Getafe'ye ne demeli?Herifçioğulları 15 maçta bir beraberlik bile almamış.Ya galibiyet,ya mağlubiyet.Fena gitmiyorlar da değil hani..

Dostoyevski okumak nedendir bilmem bana çok zevk veriyor,tarzları zaten birbirlerine benzediği için aynı tadı Gogol'den de alıyorum.Çok incelikli yazarlar,herkesin muzdarip olduğu konulara değinirler ama,ne güzeldir,bunları tam bir güldürü ustası edasıyla yazarlar.Kaç kere gülmekten gözlerimden yaş geldi bu iki çok ama çok sevdiğim yazarı okurken.Okuduğum son kitap işte Budala,ismine bile hastayım.Karakterler tabi harika,ama özellikle iki tanesi var ki,Allah'ım tam anlamıyla komediler,Ferdışçenko,ismi bile yetiyor nasıl biri olduğunu anlamaya ve bir de palavracı General Ivolgin.Ha bir de menfaatçinin bayrak taşıyanı Lebedev.Şimdi ben bu yazıyı okuyanlar mutlaka okuyun pişman olmazsınız diyeceğim,ama ne yazık bizim güzide halkımız kitap okumuyor,kitapla ilgili olarak tek bir tesbitim oldu,bunu da Tolstoy doğruladı zaten.Ne olduğunu da boşverin,soran olursa söylerim tabi.
Hükümet demir yolları,Zenith yazıyor.
Mekanizmasında yazı olanları da sonra eklerim,acelem var şimdi.Ne zamandır yazamıyorum,hep içime dert oluyor zaten.Malzeme çok,ama imkanım yok.Zamanım yok değil,imkanım yok,buraya özel hayat yazılmaz diyenler olabilir,o yüzden yazmıyorum ben de.Ah bir bilseniz..Herneyse,yine de tekrar dönmek çok güzel.
Aşağıda yazdığım Barcelona maçını izlediğim sırada yanımda bir arkadaş vardı,olmaz olsun.Ya sen her pozisyonda,abartmıyorum her pozisyonda,yorum yapmak zorunda mısın?Hepinizde vardır,bilmiş bilmiş konuşanlara sinir olurum.Maç esnasında söylediği iki söz vardı ki aklımda yer etti.Birincisi maçla ilgili değil de,bu eleman başladı Gökdeniz'den,sonra laf Fatih Terim'in onu milli takıma çağırmamasına geldi.Ondan sonra şu sözü söyledi,Fatih Terim o kadar iyi teknik direktör değil benim gözümde.'Sen kimsin lan?' dedim kendi kendime.Gerçekten de bu kadar olmaz,tamam milli takımı 2010'a götürememesine herkes kızar ama Türkiye'den çıkan en iyi teknik adam o.Aynı bizim basın da böyle zaten,millet olarak böyleyiz.Tonla başarın olsa bile biraz kötü sonuçlar aldın mı başlar herkes yerden yere vurmaya.Bu millet böyle devam eder,bu post burada biter.


İki gündür bloga yazı yazamadığım için kusura bakmayın,elektrikler yoktu bahanesi.Maçlardan önce tahminde bulunmak pek huyum değildir ama bu maç,tam tahmin ettiğim gibi oldu.Maçtan önce bir arkadaşıma 'Salih Barcelona yenilmez ama Rubin Kazan da yenilmez' demiştim.Bu arada arkadaşımın adının Salih olduğunu öğrendiniz,iyi çocuktur Salih.Gerekçelerimi söyleyeyim.Rubin Kazan Şl'ye ilk kez çıkmanın verdiği gazla ve Barcelona'yı Camp Nou'da yenmiş olmanın verdiği üst tura çıkma ümidi ile,ve kendi sahasında oynamanın özgüveni ile tam beklediğim gibi savunma yaptılar ve risk almamak için atak oynamayacaklarını tahmin etmiştim,o da oldu,kontraları saymıyoruz onlar zaten olacak.Barcelona da 'biz Barcelona'yız beyler' diyerek her zamanki başdöndüren paslı oyununu oynadı,ama havanın da etkisi ile iyice sertleşen Rubin Kazan savunması gol yememekte adeta direndi.Havanın da etkisiyle iyice sertleşen bir savunma tabirini ciddi amaçla söylemedim.Maçta gol yoktu ama çok zevkliydi.Barcelona'nın bir ara %75'e çıkan topa sahip olma oranına bakarak Barcelona'nın oyunu nasıl domine ettiğini,Rus temsilcisinin de ne kadar iyi savunma yaptığını da maçın skorundan anlarsınız.Barcelona'nın ilk yarıdaki oyunu tam olarak gol atma amaçlı değildi,ama ikinci yarıda topu alan rakip kaleye yöneliyordu,o yüzden zaten ikinci yarı çok daha zevkliydi.Ama gole en çok yaklaşanlar Rubin Kazan'lı oyunculardı kontraatakların birinde topu diğer kanada gönderdi Dominguez,topla buluşan oyuncunun adını hatırlamıyorum ama önünü açıp sert vurdu ama Valdez tuttu.Bir de ikinci yarıda bir pozisyonları vardı ki Puyol son anda topu kornere gönderdi.Falan filan derken,maç bitti bu tempoda.Henry'nin de dönmesi beni çok sevindirdi,kimi sevindirmedi ki.Hafiften bıyık bırakmış köfte dudak.
Bu kendimle ilgili bir olay,daha bugün oldu.Kısaca anlatayım hemen.Arkadaşım beni yataktan uyandırdı,hadi su faturası yatırmaya gidiyoruz diye,Kızılay'a.Üstümü değiştirme gereği duymadım,ben seni arabada beklerim dedim.Kızılay'a geldik,bana demez mi 'burada değnekçiler var arabayı bırakırsam polis falan gelir,çekerler mekerler'.Anlayacağınız fatura bana kaldı,Kızılay'ın ortasında olay bana kaldı,fatura yatırma değil de hani karta yükleme olayı.Yarım saat Kızılay'da,onca milletin içinde pijama ile dolaştım.Rezil-i rüsvan.






